Türkiye'de Geçmişten Günümüze Aşı Tereddüdü ve Covid-19 Pandemisine Yansımaları

İkbal Hümay Arman

Anahtar Kelimeler: Aşının etkinliği, Aşı karşıtlığı, Aşı tereddüdü, Covid-19 pandemisi, Sözel aşı inkarcısı

Konuşma Özeti:
Toplumda herhangi bir hastalık için riskli kişileri aşılamanın iki temel amacı vardır. Aşı yapılan kişiyi o hastalığa karşı korumak ve toplumda hastalığın kontrolünü sağlamaktır. Bu iki nedenden ötürü aşılama, en temel koruyucu sağlık hizmetlerinden biridir.

Aşı içeriği; aktif içerik, süspansiyon sıvıları, koruyucu maddeler ve adjuvanlardan oluşur. Aşı ile alakalı endişeler çoğunlukla içeriklere ilişkin oluşmaktadır.

Bir aşının genel topluma önerilmesindeki en temel ölçüt “aşının etkinliği”dir. Genel topluma önerilecek aşıların yüksek düzeyde etkin olmaları gerekir. Örneğin aşılanmamış kişilerin, tam aşılı insanlarla karşılaştırıldığında, COVID pozitif olma ihtimali 6,1 kat ve COVID-19'dan ölme riski 11,3 kat daha fazla bulunmuştur.

Yüksek aşı kapsamını (>%95) sağlamak birçok faktöre bağlıdır. Bu faktörlerden birisi, önemi gün geçtikçe artan ve aşıların geciktirilmesi veya reddi ile sonuçlanan aşı tereddüdüdür. Aşı karşıtlığı ise ebeveynlerin aşıyla ilgili tereddütlerini derinleştirmesi ve karmaşıklaşmasıdır. 

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri 2010’da tüm Türkiye’de Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtlı nüfus üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Aşı takip sistemi kurulmuştur. Bu nedenle aşılanmayan popülasyon ve aşı reddi 2010 itibariyle kesin sayılarla bilinmektedir. Türkiye’de 2011 yılında 180 çocuğun ailesi kararsızlık yaşayarak aşı zamanını erteleme veya yaptırmama yönünde tavır almıştır. 2013’te bu sayı 980’e ulaşmış, ardından logaritmik artış yaşandığı tespit edilmiştir. 2016 yılında 11 bine, 2017 yılında 23 bine ulaşmıştır. Bu durum toplum sağlığı için çok ciddi bir risk oluşturmakta ve sayı artmaya devam etmektedir. Toplumsal bağışıklık azalacak olursa, ciddi salgınlarla karşı karşıya kalınabileceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle aşı olma/olmama kararı sadece bireyi değil tüm toplumu ilgilendirir. Aşı karşıtlığı tüm toplumun sağlığını tehdit eden bir tehlikedir.

Aşı tereddüdüne yol açan etkenlere bakıldığında, aşı kararsızlığı yaşayan ebeveynlerin eğitim düzeyi, ebeveynlerin çocuğun sağlığı ve güvenliği ile ilgili algı ve tutumları, ailelerin bilgi ve farkındalık eksiklikleri; sağlık sistemi ve sağlık çalışanları ile ilgili geçmiş olumsuz deneyimleri, çocuklarının kronik hastalık mevcudiyeti, tamamlayıcı veya alternatif tıp uygulama oranlarının yüksek olması, inanç temelli yaklaşımlar ve dini gerekçeler, aşılarda vücuda zararlı maddeler verilerek genetik yapının değiştirilmek istenmesi yönündeki yanlış inanışlar, başta internet olmak üzere medyadaki temelsiz veya abartılı haberler, kanaat önderlerinin aşı ile ilgili olumsuz beyanları ve konuyla ilgili yasal bir düzenlemenin mevcut olmayışı başlıca sıralanmaktadır. Sosyal medya gruplarında, kişilerin kendi aralarında yaptıkları ikramlı davetlerde, gündüz kuşağı televizyon programlarında sıkça aşı karşıtlığı propagandası yapıldığı görülmektedir.

Aşı duraksaması yaşayan herkesin aşılar ile ilgili tutumu aynı değildir. Her aşıyı kabul edenler olduğu gibi, aşıları yaptırdığı halde bazı aşılara şüpheyle yaklaşan kişiler de olabilir. Kabul etmekte tereddüdü olan kişilerin, bazılarını kabul edip, bazılarını geciktirmesi veya vazgeçmesi de görülen durumlardandır. Ayrıca, tüm aşıları reddedenler olduğu gibi, aşı karşıtlığı ve sözel aşı inkarcısı olan kişilerle de karşılaşmak mümkündür.

Dünya Sağlık Örgütü, 2016 yılında sözel aşı karşıtlarına nasıl cevap verilmesi gerektiğine dair kapsamlı bir rehber oluşturmuştur. Halk kitlesini aşı karşıtı açıklamalara ve hikayelere karşı daha dayanıklı hale getirmek için aşı tereddüdü olanları aşı kabul kararlarında desteklenmesi önerilmiştir.

Türk Tabipler Birliği’nin 2018’deki «Aşı Candır Kampanyası» ile mevzuatta aşılama konusundaki belirsizlik sona erdirilmesi, kanunda değişiklik yapıp, «zorunluluk» eklenmesi, sağlık çalışanları sürekli hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi, kamuoyuna, medya ve her türlü iletişim aracı kullanılarak aşı savunuculuğu yapılması, halkın şüphelerine karşı bilimsel ve gerçekçi yanıtlar verilmesi ve halkın bilgilendirilmesi önerilmiştir.