Metabolik Olarak Sağlıklı Olan Ve Metabolik Olarak Sağlıklı Olmayan Obez Bireylerde Vücut Kompozisyonu Ve Fiziksel Aktivite Düzeyleri

Songül Koçman, Didem Kafadar

Anahtar Kelimeler: OBEZİTE, METABOLİK SENDROM, FİZİKSEL AKTİVİTE

Amaç:
Metabolik sağlıklı obezitenin değerlendirilmesinde, beden kitle indeksi (BKİ)’nin metabolik profili yeterince yansıtmaması nedeniyle literatürde kardiyometabolik risk faktörleri ile ilişkili antropometrik ölçümler araştırılmıştır.Bu çalışma ile metabolik sağlıklı olan ve metabolik sağlıklı olmayan obez bireylerde antropometrik ölçümler ile vücut kompozisyonunu ve fiziksel aktivite düzeylerini inceleyerek bu iki grup arasında metabolik sağlığı etkileyen değişkenlerin belirlenmesini amaçladık.

Gereç ve Yöntem:
Çalışmamızda hastanemiz Aile Hekimliği ve Dahiliye polikliniklerine bir aylık zaman diliminde obezite nedeniyle başvuran, dahil edilme kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden bireyler NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sağlıklı ve metabolik sağlıklı olmayan olarak ayrılmıştır. Çalışma grubunun antropometrik ölçümleri ve biyoelektirik impedans analiz (BİA) cihazıyla vücut kompozisyonu değerlendirilmiş, araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyodemografik soru formuna ilaveten Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form/International Physical Activity Questionnaire- Short Form (IPAQ-SF) Türkçe versiyonu anketi uygulanarak fiziksel aktivite düzeyleri belirlenmiştir. Analizlerde SPSS 27.0 programı kullanılmıştır.

Bulgular:
Çalışmaya 18 yaş ve üzeri 121 katılımcı alınmıştır. Metabolik sağlıklı olmayan grupta yaş, Homa-IR, HbA1c, LDL-K, trigliserid değerleri metabolik sağlıklı olan gruptan anlamlı olarak daha yüksek, HDL-K değeri metabolik sağlıklı olan gruptan anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur(p<0,05). Fiziksel aktivite düzeyi ile bel çevresi, bel-kalça oranı, bel-boy oranı arasında anlamlı negatif korelasyon gözlenmiştir(p<0,05). Metabolik sağlıklı grup ile metabolik sağlıklı olmayan grup arasında vücut kompozisyonu ve fiziksel aktivite düzeyi açısından anlamlı istatistiksel fark bulunmamıştır (p>0,05).

Sonuç:
Çalışmamızda metabolik sağlıklı olmayan obez grubunun yaşının daha ileri olması ve dislipidemi ile hipergliseminin daha sık görülmesi, obez bireylerin takibinde metabolik sağlığın erken yaşlarda değerlendirilmesinin gerektiğini vurgulamaktadır. Fiziksel aktivite düzeyi ile kardiyovasküler hastalık belirteçleri olan BKİ ve bel çevresi arasında anlamlı ilişkinin olması kardiyovasküler risk faktörlerinden olan sedanter yaşamı azaltarak fiziksel aktiviteyi arttırmanın önemini ortaya koymaktadır. Obezite ile mücadelede Aile Hekimliği modelinde mevcut olan kapsamlı, bütüncül, sürdürülebilir bir yaklaşım biyopsikososyal konsept içinde benimsenmelidir.