Erkek Hastalarda Erektil Disfonksiyon ve Kardiyovasküler Risk Faktörleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Vahit Hakan Erbaş, Işık Gönenç, Memet Taşkın Egici

Anahtar Kelimeler: Ateroskleroz, erektil disfonksiyon, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, risk

Amaç:
Kardiyovasküler hastalıklar (KVH) özellikle erkeklerde küresel ölümlerin ilk sıradaki nedenidir. Kardiyovasküler risk skorları ve KVH etiyolojisiyle benzer faktörlerden etkilenen erektil disfonksiyon (ED) gibi şikayetlerin tespiti, KVH’nin önceden tanınıp önüne geçilebilmesini sağlayabilir. Çalışmamızda 40-65 yaş erkek hastalarda kardiyovasküler risk faktörlerinin Framingham risk skoru (FRS) ile, ED’nin Uluslararası erektil fonksiyon indeksi (IIEF-5) ölçeği ile değerlendirilmesi, olası ED ve KVH ilişkisinin gösterilerek bu konuda dikkat çekmek amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem:
Tanımlayıcı, kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini 01.01.2021-28.02.2021 tarihleri arasında SBÜ Haydarpaşa Numune EAH Yeldeğirmeni Polikliniğine başvuran 40-65 yaş arası erkekler oluşturmuştur. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile %95 güven düzeyi ve %5 güven aralığında gereken minimum katılımcı sayısı 109 olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılmayı kabul eden 112 hastaya sosyodemografik veri formu, IIEF-5 formu ve FRS uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir.

Bulgular:
Katılımcılarımızın yaş ortalaması 52,51±6,26, IIEF-5 skoru ortalaması 21,45±3,47 (ort:22,0 , ÇAG:4,0) ve FRS ortalaması 16,68±10,49'dır(ort:15,39 , ÇAG:13,4). IIEF-5 sınıflaması referans alınarak yapılan ROC analizlerinde; ED varlığının belirlenmesinde FRS değişkeninin kesim noktasının 15,575, bu değer için duyarlılığın %83,00, seçiciliğin %75,40 olduğu, yaş değişkeni kesim noktasının 53,50 yıl ve bu değer için duyarlılığın %72,30, seçiciliğin %81,50 olduğu, sistolik kan basıncı değişkeninin kesim noktasının 130,50mmHg ve bu kesim noktası için duyarlılığın %44,70, seçiciliğin %92,30 olduğu hesaplandı (p<0,001, p<0,001, p<0,001). ED tespit etmeye yönelik FRS için bir kesim noktası bulunamasa da, FRS ile IIEF-5 arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif doğrusal bir ilişki saptandı (B=-0,233, t=10,421, p<0,001).

Sonuç:
Çalışmamızdaki veriler benzer etiyolojik mekanizmalara sahip olan ED ve KVH’nin birbirleri için bir gösterge olduğunu desteklemektedir. ED’nin hekim tarafından sorgulanıp değerlendirilmesi, KVH’yi önleyebilecek ve ilerlemesini durdurabilecek medikal tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerinin erken dönemde uygulanmasında önemli bir rol üstlenebilir. ED KVH için, mevcut kardiyovasküler risk skorlarında yer alabilecek prediktif bir değer olduğunu düşünmekteyiz.