Obezite ve metabolik sendromda endotel fonksiyonlarının araştırılması

Göksel Güz, Rıza Kaya

Anahtar Kelimeler: obezite, metabolik sendrom, endotel disfonksiyonu

Amaç:
Metabolik sendrom(MS), çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biridir. MS, yüksek açlık glikoz seviyeleri, insülin direnci, yüksek kan basıncı ve plazma lipidleri ile birlikte artan abdominal obezite olarak tanımlanır. Kardiyovasküler komplikasyonlar ve mortalite için önemli bir risk faktörüdür. Endotelyal disfonksiyon(ED) terimi genellikle endotel bağımlı vazodilatasyonun bozulması için kullanılır ve subklinik aterosklerozun erken dönem belirtecidir .Akım aracılı dilatasyon(FMD), endotel fonksiyonunu ölçmek için kullanılan, fiziksel uyaranlara karşı periferik arterlerin vazodilatasyon yanıtını gösteren, erken aterosklerotik değişikliklerin iyi bir ultrasonografik belirtecidir. Çalışmamız aşikar ateroskleroz izlenmeyen metabolik sendrom hastalarında FMD ile endotel fonksiyonlarını araştırılması idi.

Gereç ve Yöntem:
Çalışmaya koroner anjiyografisinde anlamlı darlık saptanmayan 84 hasta alındı. Hastalara koroner anjiyografi öncesi venöz kandan glukoz, hdl, trigliserid çalışıldı. MS tanısı International Diabetes Federation(IDF) MetS tanı kriterleri kullanıları konuldu. FMD brakiyal arterden ultrasonografik ölçüm tekniği uygulanarak değerlendirildi. Brakiyal arter longitudinal düzlemde, antekübital fossada palpe edildi. Vivid S6(GE Vingmed Ultrasound,Horten) ekokardiyografi cihazı ile 12,5 MHz lineer transdüser kullanıldı. Brakiyal arter, trase boyunca en iyi görüntünün alındığı bölgede longitudinal olarak görüntülendi. Brakiyal arter çapı EKG monitörizasyonuna göre diyastol sonunda üç kez ölçülerek bu üç ölçümün ortalaması alındı ve bu değer bazal brakiyal arter çapı olarak kaydedildi. Bazal değerler sonrası arter akımının tam olarak kesilmesi için manşon basıncı hastanın sistolik kan basıncının 50 mmHg üzerine çıkarıldı ve manşon 5 dakika bu pozisyonda tutularak iskemi oluşturuldu. Manşon indirildikten 60 saniye sonra, brakiyal arterin görüntüleri alındı. Akım sonrası brakiyal arter lümen çapı (endotel bağımlı vazodilatör cevap) kaydedildi. FMD bazal damar çapına (BDÇ) göre %(yüzde) artış olarak ifade edildi [(EBVC- BDÇ/BDÇ]x100)

Bulgular:
Metabolik sendrom kriterleri taşıyan grubun FMD değerleri taşımayan gruba göre istatiksel olarak anlamlı düşük bulundu (5,7 ± 3,1’e karşı 8,6 ± 2,8; p = 0,017)

Sonuç:
Metabolik sendrom hastalarında, subklinik ateroskleroz göstergesi olan bozulmuş endotel fonksiyonlarının varlığı non-invaziv tetkik olan ultrosonografik tetkik olan FMD ile taranabilir. Bu hastalarda düşük FMD değeri artmış kardiyovasküler riski öngörür.