Halsizlik Ve Yorgunluk Şikayetleri İle Aile Sağlığı Merkezine Başvuran Hastada Ayırıcı Tanı: Olgu Sunumu

Eren Cengi̇z, Özge Doğan, Memet Taşkin Egi̇ci̇

Anahtar Kelimeler: Yorgunluk;Aile Hekimliği;Ayırıcı tanı

Giriş:
Halsizlik ve yorgunluk; enerji azlığı ve güçsüzlük olarak tanımlanabilecek, kişiye özgü bir yakınmadır. Ayırıcı tanısının çok çeşitli olması, semptomların çoğu zaman subjektif olması, değerlendirmeyi zorlaştırmaktadır. Geniş bir ilaç grubunun yan etkisi olarak yorgunluk karşımıza çıkabilir ve dikkatli anamnez gerektirir. Antihistaminik ilaçların da halsizlik şikayetine sebep olduğu bilinmektedir. Bu vakada multimorbidite ve çoklu ilaç kullanımı gibi birçok sebebin bir araya gelerek oluşturduğu yorgunluk semptomunun klinik yaklaşımında hangi faktörlerin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymak ve non-sedatif antihistaminiklerin yorgunluk semptomu ile ilişkisine dikkat çekmek amaçlandı.

Olgu:
33 yaşında kadın hasta 15 gündür devam eden halsizlik ve yorgunluk şikayeti ile Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’ne başvurdu. Büllöz pemfigoid, ülseratif kolit, sistemik amiloidoz, migren, alerjik astım tanıları olduğu ve desloratadin, deksketoprofen, montelukast ve intranazal oksimetazolin ilaçları kullandığı öğrenildi. Fizik muayenede patolojik bir bulguya rastlanmadı. Aktif büllöz lezyon ,batında hassasiyet yoktu. Laboratuvar incelemesinde Hb:12.3 g/dl PLT :204.000 Neu 4600 TİT normaldi. Kreatinin:0.76 mg/dl TSH:0.831 AST:20 U/lt ALT:9 U/lt B12:237 AKŞ:87 gr/dl Sedim:18 mm/s ldl:62 mg/dl idi. Uyku süresinin düzenli olduğu, kafein ve sigara kullanmadığı, ekran maruziyetinin günlük 2-3 saat olduğu, düzenli spor yaptığı öğrenildi. Hastanın 20 gündür ve gündüz kullandığı non-sedatif antihistaminik ilacın yorgunluk şikayetini tetikleyebileceği düşünüldü ve desloratadin kesilip bir hafta sonra kontrole çağrıldı. Hastanın kontrol muayenesinde şikayetinin tamamen geçtiği tespit edildi.

Sonuç:
Çok değişkenli analizlerin yapıldığı çalışmalarda yorgunluk semptomlarının önemli ölçüde nonsedatif antihistaminiklerin kullanımı ile ilişkili olduğu tespit edilmiş. Olgumuzda nonsedatif olmasına rağmen desloratadin kullanımı hastada yorgunluk semptomuna yol açmıştır.
Ayırıcı tanısı geniş olan yorgunluk semptomuna yaklaşırken anamnez ve fizik muayeneye detaylı yer verilmesi gerektiği ve ileri tetkik ve incelemelerin yerinin sınırlı olduğu hatırlanmalıdır. Öte yandan Acil bir klinik durum olmadığında aile hekimliğinin bütüncül yaklaşım prensibine uygun olarak bekle- gör yaklaşımının da önemli bir aile hekimliği klinik yöntemi olduğu bilinmelidir.